25 Nisan 2013 Perşembe

ISIRGAN PİDESİ...

Eminim duymuşsunuzdur ısırgan otunu, ne kadar faydalı olduğunu söylememe gerek yok. Yılda en az bir defa tüketin derler faydasını bilenler. Eskiden babam evimize yakın alanlardan toplardı, sanırım daha boştu etrafımız, her sene rahmetli annem pidesini, yemeğini yapardı. 23 Nisan tatilinde ailecek kendimizi Maşukiye' ye attık. Arabamızı bir yere park edip, doğa yürüyüşüne başladık. Bu esnada yolda gördüğümüz ısırgan otları dikkatimizi çekti, hadi toplayalım dedik biz de, tabii ben dokunamadım, benim de payıma bir ağacın altında rastladığım naneler düştü.

                                                      İşte nanelerimiz... :)


          Bunlar da ısırgan otlarımız, dolu dolu 2 poşet topladık, yalnız acaip el yakıyor toplarken... :)




Ertesi gün de toplanan ısırganlardan pide yapmak düştü bize. Pide hamuru tutuluyor. Diğer yandan ısırganlar haşlanıp, suyu süzlüyor, içine az biraz doğranmış ıspanak, bir büyük soğan, bir yumurta katılıp iyice karıştırılıyor. Sonrası malum bizim macır pidesi formatında... :)

Isırgan pidesinin özelliği üzerine sirke dökülerek yenmesi...

Aranızda ısırgan pidesi yiyenler var mı?

21 Nisan 2013 Pazar

NE VAR NE YOK... :)

Hem kendime, hem size soruyorum. Ne var, ne yok şekerler? Güzel bir hafta sonu geçirdim, ama bir gerçek var ki; o da yarın Pazartesi... :)) Görüşmeyeli neler olmuş bakalım... :)

Cuma günü okuldan gelince bu güzel paketle karşılaştımmmm... :)

İşteeeee içindekilerrrrr, katıldığım bir çekilişten kazandığım ciciler.Yaka süsüme bayıldımmm, hepsi gerçekten kullanabileceğim ürünler. Teşekkürler Gurme Şirine... :)

Bir mağazada beğenip aldığım hediyelik bebek kıyafeti, kuzenimin bebeği için. :))

İndirimden aldığım botlarım, Azade Giyim mağazasından...

Ablamın denediği kavala kurabiyeri, Bim'dekilere fazla benzememişti ama, fena değildi... :)))

İşte bu söz de, tam olarak aklımdan geçenler... :))) 

Hepinize sendromsuz bir Pazartesi diliyorummmmm... :)

18 Nisan 2013 Perşembe

İSVEÇ' TE ÇÖP BİTİNCE...

Bundan birkaç yıl önce, dünyada çöpü en iyi şekilde değerlendiren ülkenin İsveç olduğunu ve çöplerini en ince detayına kadar değerlendirdiklerini duymuş ve hayretler içinde kalmıştım. Az önce nette karşılaştığım bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum, okumaya kesinlikle değer...


Geri dönüşüm, güneş enerjisi ve daha birçok sürdürülebilir uygulamada tüm ülkelerin başını çeken İsveç, şaka gibi bir sorunla karşı karşıya. Elektrik ve ısınma ihtiyaçlarının büyük kısmını çöplerden elde eden ülkede çöp bitti.

250.000'in üzerinde evin elektrik ve ısınma ihtiyacını çöplerin yakıt olarak kullanılmasından sağlayan İsveç hükümeti, ülkede üretilen çöpten daha büyük kapasiteli çöp dönüştürme tesisine sahip. Eurostat'ın verilerine göre İsveç'te bulunan evlerden çıkan çöplerin sadece %1'i çöplüklerde kalıyor. Bu oran, diğer Avrupa ülkelerinde %38 dolaylarındadır. Geri kalan kısım ya geridönüşüme uğruyor ya da gübre olarak kullanılıyor. İsveç'teki güç santrallerinin büyük bir kısmı çöpleri yakıt olarak kullanıyor. Ancak ülkede çöplerin tükeniyor olması, daha doğrusu yeterince çöp üretilemiyor olması, İsveç'i zora sokuyor.

Bu durum da İsveç'i komşusu Norveç'ten çöp ithal etmek durumunda bıraktı. Aslında bu yeni bir olay değil. İsveç bir süredir Avrupa'dan, özellikle de Norveç'ten yılda yaklaşık 800.000 ila 850.000 ton çöp ithal etmekteydi. Bu çöplerin büyük bir kısmı komşusu Norveç'ten geliyor. Hem de İsveç, bu ithalattan para da kazanıyor, çünkü Avrupa Standartları dahilinde çöplerinden kurtulmak isteyen Avrupa ülkeleri, İsveç'in çöplerini alması için para ödemekten çekinmiyor!

9.5 milyon nüfuslu ülkede çıkan atıkların yalnızca %4'ü geri dönüşmez durumda. Geriye kalan bütün çöpler geri dönüşüm ile enerji üretiyor!

Geri dönüşümü marifet olarak görmeyen herkese cevaben İsveç'in bu müthiş başarısını kutlamamız gerekiyor. Bu arada, çöp ithal eden tek ülkenin İsveç olmadığının da altını çizmek gerekiyor: Almanya, Belçika ve Hollanda da aynı yöntemi izliyor. Ancak İsveç, "çöp tüketimi" konusunda lider durumda.

http://evrimagaci.org/fotograf/58/3569/
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Ne yalan söyleyeyim, çok pis kıskanıyorum böyle durumları ben yaaa, geri dönüşüm konusunda hassasımdır biraz ama, bunları okudukça okyanusta damla uyguladıklarım. Ne diyelim darısı başımıza olsun inşallah... 

17 Nisan 2013 Çarşamba

ÇEKİLİŞŞŞ KAZANDIMMM... :)

Sevgili Gurme Şirine'nin düzenlemiş olduğu hediye çekilişini kazandımmmm. Biraz moralimin bozuk olduğu bir anda, pattttt birr baktımmm çekilişi kazanmışımmmmm. Keyfim yerine geldi. Bu cicileri sabırsızlıkla bekliyorum, teşekkürler şirineeeeee.... :)

14 Nisan 2013 Pazar

BUGÜNLERDE...

Yine bir bugünlerde postuyla karşınızdayım... :) Aslında tek tek yapacağım şeylerdi, ama toptan çıkartayım dedim... :)

Çilek bol ve ucuz, bol bol çilek tükettik... :)

Tatlı krizi tutunca, buranın meşhur bir pastanesinden bu mini pastaları aldım, kesinlikle denemeye değerler... :)

Arkadaşımızın gününde mamaları mideye indirdik. Aslında çeşitlerde sınırımız var, ama sağolsun arkadaşımız abartmış, bir sürü mama döktürmüş, ellerine sağlık... :) Özellikle kısırına bayıldımmmm... :)

Bunlarda arkadaşımızın yaptığı truffları nasıl servis ettiğinin fotosu... :) 

Bu çanta da bir arkadaşımızın kayınvalidesinin diktiği çanta, ayrıntılı çektim.

İşte ayrıntılı hali, ortadan fermuar dikilmiş, çok başarılı olmuş, hepimiz çok beğendik... :)

Şimdilik bu kadar kızlar, hepinize şahane bir hafta diliyorummmm... :)

11 Nisan 2013 Perşembe

ŞÜKRETMEYE DEĞMEZ Mİ?


''O ikisinden inci ve mercan çıkar ,o halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz ''




[Rahman - 23/24]

8 Nisan 2013 Pazartesi

ÇATLAK KURABİYE... :)

İlk defa günüm için denemiştim, sonrasında ablam da yapmış. Hatta fotoğraflamış bloğumda koyarım diye... :)) Arkadaşlarım bayılmıştı yediklerinde. Hatta tarif istediler, zaten direk Yeşil Kivi diyorum soranlara, oradan aldım tarifi çünkü. 

Fırından yeni çıkmış halleri... :)

Orijinal, ayrıntılı tarif için sizi şöyle alayım. TIK TIK


Şeker tadında günleriniz olsun, öpüyorum hepinizi... (:

6 Nisan 2013 Cumartesi

SU İÇMEYENLER, İÇEMEYENLER...

Günlük hayatta çok fazla su içemeyen biri olarak, nette gördüğüm bu yazı dikkatimi çekti. Sizlerle de paylaşmak istedim.


- Vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa, yüksek tansiyon hastalığına yakalanırız.
- Vücut su kıtlığı çektiğinde omurlardaki suyu kullanırsa, bel ve boyun fıtığı hastalığına yakalanırız.
- Vücut su kıtlığı çektiğinde kemiklerdeki suyu kullanırsa, gut - atrit gibi romatizmal hastalıklara yakalanırız.
- Vücut su kıtlığı çektiğinde akciğerdeki suyu kullanırsa, astım hastalığına yakalanırız.
- Vücut su kıtlığı çektiğinde pankreastaki suyu kullanırsa, şeker hastalığına yakalanırız.
- Vücut su kıtlığı çektiğinde midedeki suyu kullanırsa, ülser hastalığına yakalanırız.
- Bağırsaklarda su eksilirse, kabızlık meydana gelir ve kolon kanseri olma tehlikesi yaşarız.
- Hücrenin su eksikliği çok artarsa, beynimiz hücreye oksijen göndermeyi keser. Oksijen kesilmesi sonucunda da hücre kanserleşme sürecine girer !!!

Hasta olmamak için vücudumuzu susuz bırakmamalıyız. Alkali - Canlı su içmeliyiz. Alkali ve canlı olmayan sular ne kadar çok içilse de vücut yine susuz kalmaktadır !!! Çağımızın en büyük problemi; içilen ölü sulardır !!!

Hasta değil susuzsunuz.

- Dr. F. Batmangelid



(ALKALİ SU HAKKINDA BİLGİ: Altı köşeli geometrik formda kristaller içeren,oksijeni bol negatif iyonu bol,vücut suyuna en yakın, PH derecesi 7.5 ve üstü olan doğal kaynak suyuna alkali su denir.
İçtiğimiz suların pek çoğu, yer altı kaynaklarından alındıktan sonra arıtılarak evlerimize ulaşır. Bu arıtma ve depolama süresinde uygulanan ozonlama, klorlama gbi tüm yöntemler suyu biyolojik kirlilikten arıtırken suyun canlılığını, altı köşeli kristal yapısını bozar. Depolanan yerlerde suyun uzun süre bekletilmesi ve depolanış şekli suyu öldürür. Kaynak suyunun özelliklerinden biri de moleküllerinin hareketli olmasıdır. Bu yüzden suyun faydaları demek yerine, alkali suyun faydaları çok demek daha doğru olacaktır.)


2 Nisan 2013 Salı

MUTLULUK...:))

İçiniz kıyılmışken, komşunuzun getirdiği sıcacık poğaçaları çayla birlikte mideye indirmektir. 

                              Sakızların içinden çıkan aşk cümlelerine benzedi sanki... :)))

29 Mart 2013 Cuma

BİR ÇILGINLIK YAPINCA...

Bu görmüş olduğunuz saat benim olur. Ama, amaaa, amaaaaa benim saatim vardı... :) Bunalımda mıyım a dostlar... Neyse ki indirimdeydi, böyle de bir mazeretim var... :)